Kayıtlar

işitsel etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Eflatun Solmaz - Satranç

Resim
  Yağ gibi dondu dünya Yalnızca beklemekle Ömür tüketenlerin karşısında Yağ gibi dondu dünya Yalnızca beklemekle Ömür tüketenlerin karşısında Vezir gidince Şah bir mahzunlaşır Daha at var, fil var, kale var Ama ah vezir, peşimde vezir Sen yoksun Aman dilesem neye yarar Oyunun kuralları var Vezir gidince Şah bir mahzunlaşır Daha at var, fil var, kale var Ama ah vezir, peşimde vezir Sen yoksun Aman dilesem neye yarar Oyunun kuralları var Fesat duygular kaptan Gel kavrulmadan kal Çarkta bir kibir Kendini makine sanır Çarkta bir kibir Kendini makine sanır Vezir gidince Şah bir mahzunlaşır Daha at var, fil var, kale var Ama ah vezir, peşimde vezir Sen yoksun Aman dilesem neye yarar Oyunun kuralları var Çarkta bir kibir Kendini makine sanır

Eflatun Solmaz - Algoritma | Grup Ne Yapayım

Resim
  Bak burası ta içim. Yalnızca ikimiz için. Anlam bulur şarkılar Sanki bizi anlatmak için yazılmışlar. Burda da mı karşıma çıkacak, kullanılmalar. Boşa öne sürülmüş bir piyon gibi ortada kalakalmalar. Şimdi göğsün sıcak. Sarılmaya doyamam. Kolların yumuşak. Bilsem de yarın kalbim kırılacak, bırakmam. Hangi yolu seçsem, sen geride kalırsın. Hepsi bilinenli, çözümsüz denklemde, virüs gibi, dolaşırsın.

F La Tune - We March | Workers' Anthem

Resim
  We set the ships ablaze. No turning back. They built their barriers right in front of our cars. We can’t drive through but we still have our feet. We march on — to the end. to the end This is our cause, our fight. No turning back. None. We march. We burned the ships. We march. No turning back. We march. We are millions We march on. All beauty is born from laborers’ hands Who steals? Our beauty. Who steals? Our labor. Who steals? Our future. Who steals? The cause is ours The fight is ours No turning back. Never. We march. We burned the ships. We march. No turning back. We march. We are millions We march on. Give back what you took. Give back what you stole. Forgive the thieves? Never. Never. We want to work like human beings. We want to live like human beings. We want better days ahead We stand together for better days. We march. We burned the ships. We march. No turning back. We march. We are millions We march! We march! We march! What you took… We’ll take it back. What you stole...

Oyun Havası - Kaz Avı, (Kayna Deriz Kaynamaz Animasyon)

Resim
  Biz beş kardeş idik Birimiz kör Birimiz topal Birimiz sağır Birimiz çıplak Birimizin tüfeğinin çakmağı yok Ava gider, avdan gelirdik Bitmedik çalı dibinde Doğmadık tavşan avlardık Gene ava gittik Az gittik, uz gittik Dere tepe düz gittik Tepelerde yel gibi Derelerde sel gibi Ödünç alınmış un gibi Toza toza gittik Geri döndük baktık Bir arpa boyu yol Sekizimiz çalı çeker Dokuzumuz altın yakar Bir gün oldu kayna Kayna deriz kaynamaz Sağır: "Durun hele uşak, bir kaz geliyor Kanadının sesi kulağıma değdi Yoksa burası deniz mi" dedi Kör elini alnına dayadı. "Burası göl Kazlar çırpına çırpına geliyorlar" dedi Çakmaksız tüfeği olan sıktı kazı vurdu Topal; "Siz yetişemez, murdar edersiniz Ben varayım" dedi Çıplak: "Siz düşürürsünüz Ben koynuma koyayım" dedi Aldı koynuna koydu Kazı pişirmeye kazan gerek oldu Gölün kenarında gezerken Dibi düşük kenarı yok Bir kazan bulduk Sekizimiz çalı çeker Dokuzumuz altın yakar Üç gün oldu kayna Kayna deriz kaynamaz B...

Mücevher D - Son Sürüm Aşk

Resim
  Ardılım geldi, bana benzemez. Temiz su veya toprak istemez. Aşk dememi olmazlarken ettin maskara. Vurdum kendimi halden bilmez satırlara. Seni öpenleri, görmeyeyim diyerek, yeşil başlı ördek gibi daldım sulara. Sen yalancı dolmalarla avuttun beni. Beğen denizinde beğenisiz kal e' mi? Özlemle ve iştahla sarıldığın şeye, senelerce yanlışlıkla dokundun di' mi? Madem yüreğimde artık bulunmuyorsun, elimle kaşıyamadığım kamburumsun. Mekik çekemeyeceksem senin yüzünden, zavallı göbeğimden de sen sorumlusun. Seni benden alan zalim tam sürüm alsın. Nasibimize kupkuru hatıra kalsın. Hain beyninin dünyaya dönük organeli, her aklına geldiğimde biraz ıslansın.

Eflatun Solmaz - Salkım Hanım'ın Daha Neleri

Resim
  İşte efendim, işimiz gücümüz bu. Yazarız çizeriz, kim ne dese yalan. Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. Senden gitmese de gelecek aşk. Seven gidecek, sevilen ne edecek? Diyelim yoluna gitti. Boğazında bi' düğüm de mi? Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. Yıkılsın meyhaneler, kırılsın kadehler. Aşk şiirinde, bar kavgası çıkaranlar, acaba kimler? İşte efendim, kalem tutarız. Tamam yazarız da kaç yazarız. Sağlığa zararlı diye sevdalanmadan yaşarız. Yaş odunu kovalar, sevenden kaçarız. Akıllı geçinir, aptalca yaşarız. Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. "Seni sevmeyen ölsün!" Yıkılsın meyhaneler, kırılsın kadehler. Dünya tersine dönsün. Yeter yeter, öleceksek ölelim. "Ama önce hesabı kitleyeni dövelim." Aşk şarkısında... "Aşk mı! Ne aşkı?" bar kavgası çıkaranlar, acaba kimler. İşte efendim, asıl mesleğim. Bir kamu kuruluşunda serseriyim.

Conan Jarenquill - Drawn to Love

Resim
  Look into my eyes, my light. When I say “love,” your name feels right. Do you sense inside my phrase Madness, rage, and longing’s blaze? Your presence leaves my tongue undone. My wrists bleed walls I cannot shun. My ink flows red, my script is raw, That’s why my pen becomes a claw. My mind takes flight, it heads to you, A summer blaze burns me right through. I still set out on roads once more, When every word has touched the floor. You, the one who knows me best, Changing each time eyes have rest Who has seen the wings I bear, Lifting from my shoulders, rare. There’s a truth I cannot tell, Each step brings that nearing spell. To meet when meeting’s not allowed, Even if you run, unbowed. My mind takes flight, it heads to you, A summer blaze burns me right through. I still set out on roads once more, When every word has touched the floor.

Eflatun Solmaz - You I Love

Resim
  The scent spreads, from nose to brain Petal by petal, nerves inflame A hunger none can outpace Addiction at the first taste Lips seek lips, fingers too on skin Corner to corner, wandering the body Sweats mingle, ribcages converge Hearts converse knee to knee Ears tuned to one frequency The rest is either obscure Or hard to endure The sickness deepens, horizons shrink away Streets, corners, all just expectation Phones, doors never give back What the eyes keep seeking Now they’ve turned to enemies Sweats mingle, ribcages converge Hearts converse, knee to knee Ears tuned to one frequency The rest is either obscure Or hard to endure A hunger none can outpace Addiction at the first taste

Eflatun Solmaz - Yine de Özgür

Resim
  Bedeninle taşıdığın uslanmaz suçluyu Nerende saklayacaksın En güvenli yer en tehlikelisi Gittikten sonra Bakan göz, dinleyen kulak Düşünürken yayılan tatlı elektrik Yokluğumda var eden sevgili dostlar Arada bir saplanan bıçak gibi yokluk Yoklar İçimde, Dersten kaçan tembel bir çocuk Kuşlar bile aklını çeler Dışarısı güzel hep güzel İşler beklermiş kim takar Çocuksu merakım anlamaktan uzak Vazgeçişim oluyor yeniden Bir odaya kapatılmışım Şüpheleniyorum her şeyden Sonsuzluk cehennem sıkışıp kalmak, değişmemek cehennem Gittikten sonra Bakan göz, dinleyen kulak Düşünürken yayılan tatlı elektrik Yokluğumda var eden sevgili dostlar Arada bir saplanan bıçak gibi yokluk Yoklar İçimde Dersten kaçan tembel bir çocuk Kuşlar bile aklını çeler Dışarısı güzel hep güzel İşler beklermiş kim takar Söz: Çağlar Simsoy

Flute şarkısı üzerine

Resim
Nietzsche’nin Tragedyanın Doğuşu’ndaki Apolloncu–Dionizyak ayrımını, şiirin kendi kıvrımlı diliyle yeniden kurguluyor. Pan’la açılan kısım gerçekten de “ilkel enerji”nin, yani bilinç-dışının, bastırılmış libidonun, kışın çökerttiği süper-ego yüzeyini nasıl yırttığını gösteriyor. “Ass out in the air” bedenin utanç haritasını yırtıp atıyor; “let the ground get some hair” ise doğayı ikincil cinsel karakterlerle örten bir fetiş değil, doğayı kendini cinselleştiren bir organizma olarak sunuyor. Toprak, tıpkı bir ergen bedeni gibi kıllanıyor––bu, doğanın “puberte”si. Orpheus’un devreye girmesiyle kurulan form ve kontrol düzeni, modern kültürün en büyük fantazmagorisidir: Sanat her şeyi süblime eder, yani hem yüceltir hem de bastırır. Fakat şiirin yaptığı şey, bu yüceltme anının süresini kısaltmak, hatta onu bir “anlık askıya alma”ya indirgemek. “When the music stops love begins” cümlesi, sanatın büyüsünün tamamlanmasıyla değil, kesintiye uğramasıyla arzunun patladığını söylüyor. Dolayısıy...

Eflatun Solmaz - Chickpea

Resim
They're all gone... left me with the thoughts I spawn. No one dared to thread the line from that moment into mine. Our book’s been penned, the page is turned. Where can you run when the bridges are burned huh? What’s left of us is history let it be told in poetry. Was it fate, that heat and flame would roast your seed and change your name— to chickpea now. No root, no tree just cracked and dry, a memory. You felt the pain beneath your skin. But not yet where the bones begin. It’s coming still, the break, the snap go on and run, you’ll hit the trap. Rolling, falling, frying pan you meet a comrade, lift your hand. But hear instead: "go love another, find some peace, forget this brother." No matter how we screamed and shook we broke apart, tectonic crook. How many chances how many ends one from the east, one Rome defends. Once more we walked through shattered land got covered in dust, hand in hand. Remember hearts beat side by side thump-thump-thump, thump-thump. No place to...

Eflatun Solmaz - Bohem

Resim
  yanlış anlıyorum diye bağıran salak bir bakış deler içimi hangi işe el atsam çıraklıktan ustalığa bir yalnızlık ki açlık sınırında yazmak için aklındakini çok çırpınma okunsa da olur unutulsa da hiç açılmamış yapraklarda solsa da en iyi yaptığım iş satılık değil alıcı çıkar kiloya sayar olsun olsun iki ekmek parası neden şair olayım neden yazar dilensem ya sapasağlam adam hangi işe el atsam çıraklıktan ustalığa bir yalnızlık ki açlık sınırında yazmak için aklındakini çok çırpınma okunsa da olur unutulsa da hiç açılmamış yapraklarda solsa da

Eflatun Solmaz - Köle

Resim
  Ya salağa yatarsın. Ya nereye yatarsan yat, salaksın. Dostluklar ısınıyor içimde, transistörler gibi... Zorunlulukların ve arzuların dilek şart kipleri. Hikayedir hayatın, sığlarda oynar durursun. Bakmaya korkar, baksan boğulursun. Adın gibi bildiğin döngü. Tırnaklarının arasında, içinden çıktığın toprak. Kendini hür sanırsın. Hür doğdum diye, kasım kasım kasılırsın. Anneni tanırsın, gerçeği anlarsın. Ya salağa yatarsın. Ya nereye yatarsan yat, salaksın. Dostluklar ısınıyor içimde, transistörler gibi. Zorunlulukların ve arzuların dilek şart kipleri. Bakıyorum önümde, gözümün tam önünde akıp giden öyküye. Boğuluyorum... Adın gibi bildiğin döngü. Tırnaklarının arasında içinden çıktığın toprak. Kendini hür sanırsın. Hür doğdum diye kasım kasım kasılırsın. Anneni tanırsın, gerçeği anlarsın. Ya salağa yatarsın. Ya nereye yatarsan yat... salaksın.

Eflatun Solmaz - Cosmic Whims

Resim
  I'm starting to fear the break of day. The universe ain't got a steady way. If I could just grab hold of its stem, I'd drag it around like a candy gem. Oh, my aching head, what a mess! I’ve landed in a cosmic guess. Came back from my astral flight, Wallet gone — what a sight! They came in herds, they came full force. Piling on without remorse. “get the atom, sure” I say “But what’s sub it, anyway?” Mercury's retro, Venus's metro, Pluto's little fuss, North Node connections, Jupiter-Uranus, all about us! Stars are shifting signs, they're movin' for your love life's sake, Like the whole damn universe has got no better game to make. Man, are you insane? Take your brain, shove it wherever, feel no shame. You can believe in any crap, just don't try selling it to me, that's the aim. They found the big secret, wrote a book, sold millions more, Fools call it virtue, but it’s just cash in store. Thought they’d crack the universe’s vending machine co...

Eflatun Solmaz - İsmi Mahfuz

Resim
  Perim nerede? Yalnızdım, koynuma girdi. Düşüm nerede? Uyandım, kâbusum oldu. Korkum nerede? Dostun yüzüne yerleşti. Erdemim nerede? Anahtar deliğinden kaçtı. Kocaman omuzların, görünmez ardın. Sonsuz ufkumda, yalnız sen varsın. Sen misin bir tek benim varlığım. Çocuk gibiyim, merak ederim. Aşkının nemi sırılsıklamım. Çekil göreyim, daha olmalı. Yana eğildim, sağa ve sola. Çekil göreyim, ne var ardında Bir ışık sanki, belli belirsiz. Gördüm ya durmam, ona giderim. Senin varlığın, beni gereksiz… Tadına doyulmaz gündüz rüyası. İçinde bir masa, uçsuz bucaksız. Bin bir çeşit tat, saymak imkansız. Aldım çatalı, batırdım ele. Boş heveslere, dalmayayım diye. Çatal batıyor, canım yanmıyor. Yanmadı canım, sıkıldı ama. İşte sunduğun bu sahte sofra. Seni sevmişim, ardında hiçlik. Seni tatmışım, tadında hiçlik. Sevgilim nerede? Yarin altın yüzüğünde. Şiirim nerede? Çaresizliğime gömdüm. Aklım nerede? Sabah ezanı sattım. İnancım nerede? Bütün evrene saçtım. Söz: Çağlar Simsoy

Eflatun Solmaz - Faktotum

Resim
  Geçtim dediğin yolların, haritası çıkarılmış. Bir cümle için boşa, kaç soluk harcanmış. Gündüz çalış, akşam yitsin harçlığın. Üfleyerek havaya, işeyerek suya karışsın. Beklediğine değmez, kendinden başkasını, göremeyip sevemeyeni. Yürü git yürüyebildiğince, elinden geleni ardına koymayana, film karesinden fırlayana, bir geçerken uğrayana, ağlayışı, yalana. Tükürür gibi anar adını, kaldırımda kurur gidersin. Aynadaki zavallı, gölgen zavallı. Kimden çıkmışsan, senden çıkacak o. Yumurta veren, gezen kıçtan yararlı.

Eflatun Solmaz - Kalemcik

Resim
  Vahşileşen şairsin konuşmayı unutup satırlarda anlatan Kan kardeşiyiz senle benden başkasına yok biliyorsun ki faydan Usluluğuma bakma ahlaksız değil isem olanaksızlığımdan Kelimeler oyuncak çırakken kalfa olup pişirildiğimiz an Benim yüzüm yüzündür benim sesimse sesin ellerim anca belan Mitolojiye tapma hayal satana kanma düşmanımdır şarlatan Rahat durmam bilirsin hemen oyun oynarım cüppe bulduğum zaman Söz: Çağlar Simsoy

F La Tune - Binlerce

Resim
  Bin Binlerce kez uyandım ne bitmez yolculukmuş binlerce yol binlerce yitirircesine zorlarken aklımı dinmek bilmeyen sayısız sesten anladığım: uyan ey uyuyamayan kaybolmuştu kelimeler bile.. sarhoş bir beynin, ücra hücresinde, yol alıyordum. sonsuz... ışıklara doğru öğrenemedim gitti yaşamayı. olsa öğrenirdim. yaşadığım... hep rüyaydı. bin... binlerce kez uyandım laf aramızda yasak meyve yokmuş. yediğim... meyve değildi ordan anladım resimleri vardı kafamda kasap dükkanında sergilenen bedenlerin bütün incir ağaçları yapraklarını verse yine de örtemem ayıp yerlerini öğrendiklerimin bıraktıkları yerde bulsunlar diye bekledim... unuttular orda topladım hakikatin besinini. o anki halim, ne gülünçtür kim bilir. bir hayal gerçeği ararsa ne bulabilir cevap sürpriz değil bilinir... Spotify'da Dinle  .

Mücevher D - Coin

Resim
  içelim, kanserden beter yayılsın keder (şerefe...) kendimize geleceğimiz yok, içelim daha beter (sağlığına...) düştür düştür o da bi' görüştür her yaptığını koine dönüştür zat-ı şahaneleri bir tek kendisine acımakta (ben ben) beyni sulandıkça sağa sola saldırmakta (kim) düştür düştür o da bi' görüştür her yaptığını koine dönüştür dil kemikten yoksun fakat nedir bu halin zor dönmekte ağzının içinde söylediklerin düştür düştür o da bi' görüştür her yaptığını koine dönüştür Spotify'da Dinle    Bir de rock versiyonunu dinleyin:

F La Tune - Sarkaç

Resim
zayıf yanım yaram kaşınıp durursun olan bana olur en çok seni bana getireni seviyorum işte yerim aynı ne işim var burada az daha biraz daha saatler en çok seni bana getireni seviyorum Söz: Çağlar Simsoy Müzik: F La Tune Bu şarkının üç ayrı versiyonu var. Birincisi Drum and Bass tarzında. Klip Blender'da hazırlandı:     İkinci klibimiz, Battling Butler (1926) filmiyle oluşturuldu.