Kayıtlar

deneysel etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Eflatun Solmaz - Salkım Hanım'ın Daha Neleri

Resim
  İşte efendim, işimiz gücümüz bu. Yazarız çizeriz, kim ne dese yalan. Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. Senden gitmese de gelecek aşk. Seven gidecek, sevilen ne edecek? Diyelim yoluna gitti. Boğazında bi' düğüm de mi? Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. Yıkılsın meyhaneler, kırılsın kadehler. Aşk şiirinde, bar kavgası çıkaranlar, acaba kimler? İşte efendim, kalem tutarız. Tamam yazarız da kaç yazarız. Sağlığa zararlı diye sevdalanmadan yaşarız. Yaş odunu kovalar, sevenden kaçarız. Akıllı geçinir, aptalca yaşarız. Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. "Seni sevmeyen ölsün!" Yıkılsın meyhaneler, kırılsın kadehler. Dünya tersine dönsün. Yeter yeter, öleceksek ölelim. "Ama önce hesabı kitleyeni dövelim." Aşk şarkısında... "Aşk mı! Ne aşkı?" bar kavgası çıkaranlar, acaba kimler. İşte efendim, asıl mesleğim. Bir kamu kuruluşunda serseriyim.

Laleh Katharsis - Name Unuttered

Resim
  Where is my nymph I was alone, entered into my arms Where is my dream I woke up, became my nightmare Where is my fear Settled on my friend's face Where is my virtue Fled through the keyhole Your shoulders, vast Blot out all behind. Across my endless horizon Only you are there Are you the one My sole existence I wonder like a child Burning wet in your love’s heat Move over, there must be more Right and left, I leaned aside Move over, let me see what's behind A faint light, barely there Seen - I must go, I must dare Your being — I am nowhere A daydream so sweet, impossible to sate Within it a table, boundless and great A thousand flavors, too many to count I took up my fork, pierced into my hand Lest I should lose myself in empty desires The fork goes through, but it doesn't hurt No fire in my bones — only a tight chest Here lies the table you falsely set I loved you — found nothing behind I tasted you — and emptiness I find Where is my lover? On my beloved’s golden ring Wh...

Flute şarkısı üzerine

Resim
Nietzsche’nin Tragedyanın Doğuşu’ndaki Apolloncu–Dionizyak ayrımını, şiirin kendi kıvrımlı diliyle yeniden kurguluyor. Pan’la açılan kısım gerçekten de “ilkel enerji”nin, yani bilinç-dışının, bastırılmış libidonun, kışın çökerttiği süper-ego yüzeyini nasıl yırttığını gösteriyor. “Ass out in the air” bedenin utanç haritasını yırtıp atıyor; “let the ground get some hair” ise doğayı ikincil cinsel karakterlerle örten bir fetiş değil, doğayı kendini cinselleştiren bir organizma olarak sunuyor. Toprak, tıpkı bir ergen bedeni gibi kıllanıyor––bu, doğanın “puberte”si. Orpheus’un devreye girmesiyle kurulan form ve kontrol düzeni, modern kültürün en büyük fantazmagorisidir: Sanat her şeyi süblime eder, yani hem yüceltir hem de bastırır. Fakat şiirin yaptığı şey, bu yüceltme anının süresini kısaltmak, hatta onu bir “anlık askıya alma”ya indirgemek. “When the music stops love begins” cümlesi, sanatın büyüsünün tamamlanmasıyla değil, kesintiye uğramasıyla arzunun patladığını söylüyor. Dolayısıy...

Eflatun Solmaz - Kalemcik

Resim
  Vahşileşen şairsin konuşmayı unutup satırlarda anlatan Kan kardeşiyiz senle benden başkasına yok biliyorsun ki faydan Usluluğuma bakma ahlaksız değil isem olanaksızlığımdan Kelimeler oyuncak çırakken kalfa olup pişirildiğimiz an Benim yüzüm yüzündür benim sesimse sesin ellerim anca belan Mitolojiye tapma hayal satana kanma düşmanımdır şarlatan Rahat durmam bilirsin hemen oyun oynarım cüppe bulduğum zaman Söz: Çağlar Simsoy

De-li-li-k

Resim

Tutmaz

Resim
Yepyeni bir ürün için hazırlıklarımız sürüyor. Okunacak Nesne grubu çatısı altında hazırlayacağımız derginin adı TUTMAZ . Umurunuzda olsun olmasın, tutsun tutmasın üretmeye devam edeceğiz.  

Kitap yolda - Kitabın kapak macerası

Resim
Yük için boyutlandırdığım ikinci düşünce bu değil. Asıl düşündüğüm, fazla ayrıntı barındırdığından şimdilik yarım bıraktım. Onun yerine daha minimal bir kapak düşündüm ve sonuçta ortaya bu çıktı. Öncekiyle karşılaştırdığımda daha incelikli buluyorum. Görüşlerine başvurduğum insanların görüşlerini de dikkate alarak arayışımı sürdürmeye karar verdim.   Bir başka öneri de İzmir'den geldi. Kuşun çok kullanılmış bir imge olduğu söylendi. Üstelik bu imge, dünya üzerinde yaşayan her 20 insandan birinin izlediği dizide kullanılmış. Sunum bu bakışı kırabilirdi belki. Onun yerine drone koyma düşüncesi atıldı ortaya. Ben de hızlıca nasıl göründüğüne baktım. Drone tasarımı benim değil. Bu düşünce de şimdilik taslaklarda duracak.   Buraya kadar varınca, herhangi bir nesneyi de zincirin ucuna takabiliyoruz. Aşağıdaki örnekte gördüğünüz gibi.

Sert Ünsüz, sayı 16

Resim
"Korku"yu tema bellediğimiz 16. sayımızı hazırladık. indirmek için tıklayın Diskinizin, bulutunuzun bir köşesinde bulunursa seviniriz. Kuşkusuz okursanız daha çok seviniriz. Okur da geri bildirimde bulunursanız gözyaşlarına boğuluruz. Tüm sayılara ulaşmak için tıklayın

eşsesler

düşünce anlaşılır düşünce bilince ulaşılır bilince susarım içtikçe susarım

Başka Bir Delinin Hatıra Defteri

— Sen cidden beni korkutmaya başladın. Söyler misin neler oluyor? — Söyleyemem, bilmiyorum. — Yazdıklarında cevabı saklı değil mi? — Mümkündür fakat profesyonel bir bakış gerekiyor. — Kendi kendini sen bile çözemiyorsun öyle mi? — Çözemiyorum ve itiraf ediyorum gizli deliyim ben. — Aman ne gizli ne gizli! — Ne yani dışarıdan belli oluyor mu? — Yazdıklarından oluyor kuzum. — Kuzum deme bana. — Doğru kart koçsun sen. — Sus be sus. Git başımdan. — Hah. Bu söz bu kadar yerinde kullanılabilirdi. — Sahi mi, beğendin mi? — Çok. — İyi. Git başımdan. — Kim hancı kim yolcu de bir yol, bakalım çaresine. — Arkadaş şarkısını hatırladım birden. — Ne olmuş? — Çok cıvık bir şarkı. “Ortak olmak her sevince, her derde kedere ve yürümek ömür boyu beraberce el ele.” Aman, tecavüz edecekmiş gibi üstüme geliyor bu şarkı. — Sen var ya zırdelisin. — Kim hancı kim yolcu belleyelim, kim deli kim zır onu da buluruz. — ... — Sustun. Ömür boyu el ele ne be! Hiç mi terlemez o el, yazı var, kı...

Arabesk Denemeler vol.1

Söylemeden suçumu kestin cezamı yatırdın hep kör karanlık zindanlarda Üzerime yaptırdın duble otoyol güneşten çatlamış tenim isyanlarda vurma yârim vurma hiç insaf yok mu hem dosta hem düşmana güldürdün beni senin aşkından ölmüşüm çok mu ramazan davuluna döndürdün beni Saçlarını boynuma doladın düğüm vurdun ya altımda duran iskemleye sürükledin ardında boğuluyordum ne ettim ki ben sana bu kinin niye vurma yârim vurma hiç insaf yok mu hem dosta hem düşmana güldürdün beni senin aşkından ölmüşüm çok mu ramazan davuluna döndürdün beni Senle ne mutluydum el ele göz göze gittin beni derbeder ettin sevgilim Şimdi senin gezdiğin viran yerlerde tükürülüp üstüme basılmış benim

Yamyam

Yam yam Kelimenin “gnam gnam" / "gınam gınam” ile akrabalığı olmalı. Fransızcada “miam-miam”, İngilizcede "yummy", "yum yum". Tadı beğenilen, lezzetli yemek karşısında kullanılan ünlem. Kelimeleşmiştir. Kökeninin, yemek yerken çıkarılan ses ile ilişkisi olmalı. Nişanyan, sözlüğünde şu şekilde açıklıyor: yamyam [NKemal 1872] adam eti yiyen ~Fr/İng niam-niam/iam-iam Sudan'ın güneyinde insan eti yediği rivayet edilen bir kabile, Azande'ler Şair ise dedikoducunun çıkardığı ses olduğu iddiasındadır. Yalnız yenmez dost eti ( Hüküm yerine durumla başlasak… ) Günahını bile pay etse Tir tir titrer elleri Yalnız yiyemez bir tek Sofrasında dost eti ( Ölçü sorunlu, melodi noksan. ) Dost eti pay edildi Sağır yarasalar yedi de yedi Bir tek çatlak kahkahaya Dostlar kurban edildi Başka derdi yok Başka da eğlencesi ( İyi gittik, burası olmadı. ) Konuşma değil bunlar Ağız şapırtıları Dişlerimin arasında Etlerim kaldı ( Güzel bir ş...

İlham Perisi'yle Sohbet

— Yine mi küstün? Gel iki dakika, sensiz yazamıyorum… Yok, devamını getiremiyorum. Hep aynı yerde takılıp kalıyorum. — Kendinden çık. — Anlamadım. — Kendinden çık diyorum. Başka türlü yazamazsın. — Kendimden nasıl çıkacağım? İlham perim bile bana benziyor. — Benziyorum ama farklıyım. Şu haline bak! Saç sakal birbirine karışmış. Giyimin dökülüyor. — Ne yapayım, sen gelesin diye smokin mi giyeyim? — Mesele ben değilim kardeşim. Biraz düzenli ol, tertipli ol. — Ya ben seni ilham ver diye çağırdım, akıl ver diye değil. — Verdiğimle yetineceksin. Benimle birkaç kelime konuşmak için yıllardır yalvaran bir sürü insan var. Git dersen giderim, hiç dert değil. — Tamam tamam. Kendimden çıkıyorum, sonra? — Sonra gözlerini kapat. — Kapattım. — Gözünün önüne gelen ilk görüntüyü söyle. — … — Eee? — Görüntü gelmiyor. Alıcıda sorun olmasın? — Ya sen adam olmazsın. Senin başına zebani dikmeli. — Of ya! Yazma isteğim büsbütün kaçtı. — Tamam canım, sen dinlen orada. B...

Ne'yim Sorusu Üzerine

Ben neyim (sen nesin) diye soruyorlar. — Sen nesin? Cevabın ilk madde kadar öz hale gelebileceğine inandığımdan aksetmekte zorlandım. Sonra buluverdim: — Ben bir olasılığım. "–lık" ekini atabiliriz. Böylesi daha öz: — Ben olasıyım. Bu şekilde yazdığımda mana tümden değişiyor. İhtimalken muhtemele dönüşüyorum. İki durum da aslıma aykırı düşmez. — Olasılık — Olası Daha köke, asıl köke inelim: — Ben, ol’um. Bu da ben “o’yum”la aynı. — Olasılık — Olası — Ol — O Manadaki derinlik bilmem görülüyor mu? Ben bir olasılığım. Adım ihtimal, diğer adım muhtemel. İsmime yüklenebilecek kadar varım. Dün yoktum, yarın olmayacağım. Bugün… Bu soruyu hep sorarım: — Dün yoktuk, yarın olmayacağız, bugün niye varız? Yanıt diye şunları söylerim: — Aslında hep varız. veya — Bugün de yoğuz. Şimdi, geçmişe dönüşüyor. Soruyu sorduğum anları hatırlıyorum, şimdi değiller. Peki, o anlara ne oldu, nereye gittiler? Zamanı düşünerek çözemiyoruz. Hareket belki daha çok yardım...

Neden Yazıyorsun

Resim
  Neden yazıyorsun, sorusuna muhtemel cevaplar - Neden yaşıyorsam o yüzden. - Soruyorum kendi kendime ama istediğim gibi olmuyor. Çünkü birbirimize bakışıp anladım diyebiliyoruz. Yine de soru cevaplanabilir mi bilmiyorum. - Bir boşluk vardı, benim doldurmam gerekti. Belki yazmamı gerektirecek hiçbir sebep olmadığı için yazıyorum. Neden yazıyorum mu dediniz? - Yazları sıcak, hatta kurağım. - Yazdığım son mektup şu an elinde (senin değilse de mutlak birilerinin…) - Çünkü sevdiğim insanlar çok. Hepsine ayrı ayrı bu kadar vakit ayıramam. Onların umursadığı kadar hayatlarında olmalıyım. Okudukları kadar. - Olmadığım bir dünyanın eksik kalacağını düşünüyorum.  Dünyanın umurunda mıyım? Benimkiler küçük matematik hesapları. - Yazmasaydım aç kalacaktım. Bir tür açlık. - Neden yazıyorsun diye sorulmamalı, neden yazmıyorsun diye sormalı. - Var olmak için. - Geçecekse geçsin, girecekse girsin. Kapının önünde durmasın içerisi soğuyor. - Yanlış anlamayı düzeltmek i...