Gözlemci

Bu gece sanki
hep olduğundan çok
anladım seni
bilmesen de olur
bilmesen de

her yazdığımı
sana sanırsın
okumasan da olur
olur

hazır olduğumda
alırım zehri
küçük dozlarda
sohbete iyi gider

bakınca dolunay gibi görürüm
alnının berisinde
neler dönmekte bilmesem de
dönmekte

yolculukçuluk

dolaşık iç içe
devinir zaman
sar geri al ileri
yakaladın mı bir yerinden
baştan sona izle

zamanın içinden
lokomotif gibi geçeriz
bir taraf geçtiğimiz yollar
bir taraf geçeceklerimiz
istasyonlar gözlerin
buluştuğu yerlerdir

Köle

Depderin
bir hikayedir hayatın
sığlarda
oynar durursun
bakmaya bile korkar
baksan boğulursun

tırnaklarının arasında
içinden çıktığın toprak
adın gibi bildiğin döngü
hür doğdum diye
kasım kasım kasılırsın
kendini hür sanırsın
sonra ananı tanırsın
köleden doğduğunu
anlarsın

köle
tuhaf bir kelime
içinde öl var
öl dedikleri
öl diyince ölmemiş
o zaman öle denmiş
emir arzuya dönüşmüş
bakmış yine ölmüyor
bir işe yarasın
kullanayım ben bunu
kamçının k’si
başına bir k eklenmiş
olmuş sana köle

dostlar
ısınıyor içimde
transistorlar gibi
zorunlulukların
ve arzuların
dilek şart kipleri

gözümün önünde
tam önünde
akıp giden öyküye
bakıyorum
boğuluyorum

Tarih / Bilim ve Paranın Gölgesinde

"Nasihatle başlayan Hikayelere,
Şifacılar dan Büyücülere,
Büyücülerden Krallara,
Krallardan Fikirlere,
Fikirlerden İmparatorluklara,
İmparatorluklardan Bilim ve Paraya,
İnsanın esaretinin kaderleşen yolcuğu üzerine..."



Acemi Ocağı'ndan sevgili Murat Bayhan dostumuzun tarih üzerine hazırladığı video. İçeriğinde adımın geçmesi ayrıca sevindirici. Teşekkürlerimi iletiyorum.

Yanıtlamaktan yorulmayın

Krzysztof Kieslowski'nin Dekalog (jeden/1) filminden.


Sert Ünsüz, sayı 12

Güzeller güzeli mayıs ayını yeni sayımızla selamlıyoruz.

Fanzin hazırlanırken seçim yarışı başlamıştı.

Son 20 yılda, yerel, genel, referandum derken tam 13 kez seçime gitmişiz. En azından iki ay öncesinden gürültü patırtısı başlamış olsa iki yılımız seçimleri konuşmakla, tartışmakla, izlemekle, okumakla geçmiş demektir. “Yüce millet” olarak seçmeyi pek seviyoruz. Seviyoruz da neyi seçiyoruz?

Kim(ler)i seçersek seçelim, yönetime katılmamayı seçiyoruz. Yasama ve yürütmede biz yokuz. Neden? Seçtiklerimiz bizden daha yetenekli, akıllı, kültürlü, bilgili, yetkin değiller. Öyleyse neden bir avuç insanın bizi temsil edeceğine inanıyoruz? Demokrasinin karikatürü olan temsili demokrasinin sonu çoktan geldi. Farkına varmamız için bakıp görmemiz yeterli. Çağımızın olanaklarıyla doğrudan demokrasinin yollarını aramamız gerekiyor. Seçime değil, yönetime katılmak zorundayız.

Geleceğimizi, ne kadar güvenilir bulursak bulalım, başkalarının ellerine bırakamayız.
pdf olarak indirmek için tıklayın.

facebook
twitter

Eski sayılara ulaşmak için tıklayın.