Bütün parçalar 4 milimetrelik ahşap malzemeden oluşuyor. Sahnenin perdesi A4 boyutunda aydınger kağıdından. Bu da parçaların birleştirilmesini gösteren animasyonumuz.
Sümbülzade Vehbi, 18.yüzyılda yaşamış bir şahsiyet. Tevatür odur ki bir gün padişahın huzuruna çağırılır. Hiç işi gücü olmayan, durduk yere kaşıntısı tutan padişah kendisine "bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. İşte bu buyruğun ardından, tamamını yayımlamakta hicap duyup, bir beyitiyle yetindiğim şiir ortaya çıkar. " Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. " Bahsi geçen şiir, muhtemelen 20. yüzyıl eseridir. Hemen hemen her namlı müteveffa şairin mezarında fır dönmesine sebep olabilecek böylesi "fake" şiirler mevcuttur. Örneğin; Neyzen Tevfik'e mal'edilen "Ne Ararsın Tanrı ile Aramda" gibi. Söz konusu şahsiyetin III.Selim'e sunduğu bir dîvan vardır. Fakat bu divanın, internet sitelerinde dolaşan ve pornografik öğeler taşıyan şiiri kapsadığına dair elimizde hiçbir delil yoktur. Üstelik edebiyat merak...
Silah Arkadaşlarım Sis bürülü dağlar Şimdilik benim evim Fakat benim evim ovadır Ve hep öyle olacak Bir gün döneceksin Vadine ve çiftliğine Ve bir daha yanmayacaksın Silah arkadaşı olmak için Ateşin vaftiziydi Yıkıntıların içinde Savaşın öfkesi yükseldi Acılarınıza tanıklık ettim ve canımı çok kötü yaktılar Korku içinde ve alarm çaldığında Terk etmediniz beni Silah arkadaşlarım Bir sürü farklı dünya var Bir sürü farklı güneş ve tanecik dünyamız var Ama bambaşka birinde yaşadık Şimdi güneş siktirip gidiyor ve ay yükseliyor Elveda dememe izin verin Her erkek ölmek zorunda Ama yıldızlarda yazılıdır ve avuçlarınızın her satırında Biz savaşan ahmaklarız Silah arkadaşlarımızla Çeviri : Çağlar Simsoy
Rapunzel dendiği zaman gözümüzün önüne, upuzun saçlarını kuleden aşağıya sarkıtmış bir genç bir kız imgesi gelir. Ben de bu yazımda o saçların peşine düştüm ve o saçların Rapunzel’den çok daha yaşlı olduğunu gördüm. Önce masalı hatırlayalım: Başta, uzun süre çocuk hasreti çektikten sonra muratlarına ermek üzere olan karı-kocaya rastlarız. Rapunzel’e hamile olan kadın, bir gün evinin penceresinden, komşu bahçedeki marullara 1 aşerer. Bir cadı 2 tarafından yetiştirilmiş olan marullar cezbedicidir. Koca çaresiz, gizlice bahçeye girer ve birkaç marul toplayıp karısına getirir. Tadını alınca marullara karşı isteği daha da artan kadın, talebini yineler. Adamcağız aynı girişimde bulunurken bu kez cadı tarafından yakalanır. Cadı, adamın canını bağışlamak ve istediği kadar marul almasına izin vermek karşılığında bir anlaşma önerir: Doğacak çocuk, kız veya erkek, kendisine verilecektir. Can derdine düşen adam, teklifi kabul etmek zorunda kalır. Rapunzel doğar, güzeller güzeli bir çocuk olur...