Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eflatun Solmaz - Döngü

Resim
  Bağırış çağırış gösteri Utanmadan yazılan tarih Yüzü kızarmayan yalancı Koşar adım herkesten kaç Sonra yalnızlığına bak Tek başına nesin (hiç) Yalnızken kimsin görelim Kibir insanı öldürmez Yok eder Yok olmayı hak edenler Belleklerden silinirler Kusarak atılan Yapışkan suratlar dirense de Beyinde kaşıntı, irin Temizlenmesi gereken Temizlenmesi gereken Suçu başkasına atmak kolay Sana yazılan bana da yazıldı İçime doluyor ki vay Geziniyor gerçeklik Acısı da tatlısı da Katır kutur gerçeği de Hepsi sinir uçlarımda Salkım salkım dökülen Güç bende artıkçılar Tırnakları yırtar Dişleri parçalar Cehennemin dibine çekilirken Aynalarda özçekim sırıtarak Bozuntuya vermeyen zavallılar Uzaktan izlemek yıkılan evi Aman ne keyifli Ya içindeysen Yıkıldı yıkılacak Tam da üstüne Göz göre göre Sığınacak yerin kaldı mı Kapkaranlık gelecekten Başka bir yere Kibir insanı öldürmez Yok eder Yok olmayı hak edenler Belleklerden silinirler Kusarak atılan Yapışkan suratlar dirense de Beyinde kaşıntı, irin Te...

Conan Jarenquill - Sunken Rhyme

Resim
   So you're a poet, who really cares? Keep trying hard to catch stares. Your feathers shine, but your words darker than black holes. Round, round and round... Why must we end where we begin? Why does the universe spin, which we're woven within? While chasing the scent of spring, my jealous, wrinkled-skinned identity weeps behind me So you're a poet, who really cares? Keep trying hard to catch stares. Your feathers shine, but your words darker than black holes. Round, round and round... Why must we end where we begin? Why does the universe spin, which we're woven within? What can't you find dissected down to atoms. The game, two people meet in one body. Nakedness-zero on the left. Round, round and round... Why must we end where we begin? Why does the universe spin, which we're woven within? Round, round and round... Why must we end...

F La Tune - Sefer Görev

Resim
  Tanı beni diyen acınası eylemeler Asmışlar birini, vurmuşlar öbürünü Sürüm sürüm nicelerini Nefesini duyacak kadar yakınında düşmanın Savaşırım diyorsun zamanı gelince Elindekileri yitirirken teker teker Günü geldiğinde savunacağın Kulak arkası Közü kalmış bir öfke Patlasa yaprak kıpırdamaz Bakmadığında gerçeklik sana bükülmez. Komşuna çatacaksın, eşine, dostuna Acını yakınından çıkaracaksın Senden eksileni görmeyip Noksanlıklar arayacaksın Güzelleştiremedin dünyanı Bulutların üstüne çıkamadın Çıkamayacaksın Az çok bilirsin kokusunu Üstüne örtülecek toprağın Yaşamayı sevip Sevilmeden gidene yazık Buduna küfreden dilin Ayrı dursun, sen ayrı Gönül işi ömür işi Zaman gelmiş çoktan geçmiş Kafana tıkılanlarla Hesaplaşmaktan kaçarken Ne savaşı Süren azalmış Geçeni kantara vurdun ağır çekmedi Günü gelince, neler yapacaktın neler Sonran, Tatar Çölü Gün geldi bir köşeye itildin Gelen, ayak altında dolaşma Diyen gençlerin, taze çatlak sesleri Közü kalmış bir öfke Patlasa yaprak kıpırdamaz ...

Eflatun Solmaz - Tırnak

Resim
  Kaybettiğini arayan yüzünü Yerde buldum Bulanık suda, dalga dalga Her ölüm haberi Sıran geliyor serinliği Bahar anımsatsın, neyi anımsatırsa Çoğalsan da azalacaksın Buradan geçin Bakın bende ne öyküler var Açlığınızı bastırmaz Unutturur bir an Ağzınıza çalar Üstü bir parmak Tozlanmışlardan Tek tırnağı vardır yazarın Tek boyutlu Kazır yaşamı, kanatana kadar Kaçacak yer arayanlara kapı açar Önce kadınlar ve çocuklar demez İlkin kendi kaçar Şairler sözlüklerini yakmalı Tüm öğrendiklerini unutmalılar Bomboş sayfalarla dolu olmalı Okunmaya değer tüm kitaplar Buradan geçin Bakın bende ne öyküler var Açlığınızı bastırmaz Unutturur bir an Ağzınıza çalar Üstü bir parmak Tozlanmışlardan

Oyun Havası - Kaz Avı, (Kayna Deriz Kaynamaz Animasyon)

Resim
  Biz beş kardeş idik Birimiz kör Birimiz topal Birimiz sağır Birimiz çıplak Birimizin tüfeğinin çakmağı yok Ava gider, avdan gelirdik Bitmedik çalı dibinde Doğmadık tavşan avlardık Gene ava gittik Az gittik, uz gittik Dere tepe düz gittik Tepelerde yel gibi Derelerde sel gibi Ödünç alınmış un gibi Toza toza gittik Geri döndük baktık Bir arpa boyu yol Sekizimiz çalı çeker Dokuzumuz altın yakar Bir gün oldu kayna Kayna deriz kaynamaz Sağır: "Durun hele uşak, bir kaz geliyor Kanadının sesi kulağıma değdi Yoksa burası deniz mi" dedi Kör elini alnına dayadı. "Burası göl Kazlar çırpına çırpına geliyorlar" dedi Çakmaksız tüfeği olan sıktı kazı vurdu Topal; "Siz yetişemez, murdar edersiniz Ben varayım" dedi Çıplak: "Siz düşürürsünüz Ben koynuma koyayım" dedi Aldı koynuna koydu Kazı pişirmeye kazan gerek oldu Gölün kenarında gezerken Dibi düşük kenarı yok Bir kazan bulduk Sekizimiz çalı çeker Dokuzumuz altın yakar Üç gün oldu kayna Kayna deriz kaynamaz B...

Eflatun Solmaz - Sen de Kimsin

Resim
  Nasıl dar gelirsin Bol kafama Dilim kilitli Elim yasaklı Nasıl anlatayım Nerden başlayayım Kaşım gözüm Ayrı oynadı da Ne buldum Ne oldum Nikah masası Çekmecesinde Unutuldum Unutuldum Bu adam kim diye Soran olmadı Uslanmaz yeniden Aşk sanırsın Yara alırsın Yerden kesilişi ayaklarının Kan kaybettiğinden Kaşım gözüm Ayrı oynadı da Ne buldum Ne oldum Nikah masası Çekmecesinde Unutuldum Unutuldum Bu adam kim diye Soran olmadı Ben ki hiç sevilmedim Sanki hiç sevişmedim Çerçeveden boş resminle Kim Kim Kim Kim Kim Bu adam kim. Sen Sen sen sen Sen de kimsin Kaşım gözüm Ayrı oynadı da Ne buldum Ne oldum Bu adam kim Kim, kim, kim Bu adam kim Kim kim Kim kim Kim kim kim Sen Sen sen Kim Kim kim Sen de kimsin

Eflatun Solmaz - Yüksek Voltaj

Resim
  Alışınca gözler Gören gözlerce Gerçek, gündüz gibi Tüm günahlar aslında Bağıra çağıra Duyamıyorsan, azıcık yaklaş Alçak basınç, yüksek voltaj Tavşanı besle Ejderhaya dönüştür Ejderhayı bilmeden Kendini de tutuştur Tavşanı besle Ejderhaya dönüştür Ejderhayı bilmeden Kendini de tutuştur Konusuz filmlerin Baş kahramanı Hatırlanmak denirse O saatlere Gözyaşı misali Sil peçeteye Duyamıyorsan, azıcık yaklaş Alçak basınç, yüksek voltaj Tavşanı besle Ejderhaya dönüştür Ejderhayı bilmeden Kendini de tutuştur Tavşanı besle Ejderhaya dönüştür Ejderhayı bilmeden Kendini de tutuştur Göz açılır Geçmiş değişir Biri Hiç yaşamamış gibi Silinir Tavşanı besle Ejderhaya dönüştür Ejderhayı bilmeden Tavşanı besle Ejderhaya dönüştür Ejderhayı bilmeden  

Eflatun Solmaz - Nohut

Resim
  "Hepsi gitti, kafamdakilerle kaldım" Kimsenin yeltenmediği, birbirine bağlamaya, o anla bu anı, yazılmış romanımız, nereye kaçabilirsin. BE… Tarih olmuş bizden kalan, yazan olsun şenlensin. Alnına mı yazılı tohum iken kavrulacağın leblebi olacağın. Sen kaba etinde duymuşsun acıyı. Kemiğe dayanmamış dayanacak elbet. kaçabilirsen kaç, kaçamazsın. Yuvarlanıp düşmek bir tava denk gelmek, "git başkasını sev" diyen bir yoldaşa. Yırtınsak da artık ayrı tektoniklerde kaldık. Kaç kalmışsa kaç son buluşma birimiz doğu birimiz batı Roma. Son bir defa geçerken yıkıntılardan toza bulandık. Hani kalplerimiz güm güm güm güm dip dibe atmış. Güm güm gümgüm ona bile irin gibi yalan bulaşmış. Güm güm güm güm Dindi ses, kalpler uzaklaştı. Güç açılmış kapılar bir bir kapandı.  

Eflatun Solmaz - Make Lovestrology

Resim
  The star your finger pointed to is gone. I’ve been scanning the sky — still nothing. My pen won’t even move, I’m drained. We blamed it on its pull, the stars behind it all. Otherwise, how could the thought of touching come at all? When you return, show me again where it falls among the stars. If we didn’t make it up, it must be somewhere — not too far. We blamed it on its pull, the stars behind it all. Otherwise, how could the thought of touching come at all?

Eflatun Solmaz - Flute (Pan vs. Orpheus)

Resim
  Pan brings the spring, ass out in the air. Let the ground get some hair. Ripples through gloomy faces, comes the urge to run away, gripping the mane, breathless. Behind Orpheus, a crowd with hands below the belts— when the music stops love begins, who with whom. The flute makes forget, longing, hope, regret is erased— now it’s time to sprout. Credits Music: Eflatun Solmaz Visual composition & editing: Çağlar Simsoy  

Eflatun Solmaz - Sonsuz Sürgün

Resim
  Sürgün, evinden uzakta, alacakaranlıkta, bir kuşa dönüşür, acı acı şakır. Sonsuz sürgünde, anayurdun yerine, gökyüzü alırsın, bir avuç, pırıl pırıl. Şarkılar hastalığındır, dinleyici doktor, şairse hemşire. Taşlardan seken, baharda titreşen, kiraz goncasında, kan ve öfkenin sesi, o benim. Sen! Önümde doymamacasına, durmadan tıkınan. Bitimsiz iştah, gözlerinde parlayan. Sen! Nasıl yaşadın ve ne gördün. Asla, asla sen değildin. Bu gece dolunay ve ben düşlerimde, yine başka bir yere gideceğim. Gelecekte, herhangi biri olabilirim. Sürgün, evinden uzakta, alacakaranlıkta, bir kuşa dönüşür, acı acı şakır. Sonsuz sürgünde, anayurdun yerine, gökyüzü alırsın, bir avuç, pırıl pırıl. Söz: Çağlar Simsoy   Bu da Laleh Katharsis'in yorumu.

Uyduruklarla Savaş 8 - Atatürk'ü Nostradamus Sanmak

Sosyal ağların içerik yaymadaki gücü, uyduruk çoğaltmada da görülüyor. Yalana, gerçekçi bir iki küçük makyaj  yapıldığında, geniş bir kitle benimsiyor. Ardından da uyduruk, virüs gibi yayılıyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün "tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili" şu sözleri dolaşıyor internet evreninde.  "Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlıyı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan, eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir. Ayrıca, unutmayın ki o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır. / 17 Aralık 1927" Bu uyduruğun Meclis tutanaklarına kadar girmesi, durumun ne kadar vahim olduğunu ve virüs b...

Mücevher D - Son Sürüm Aşk

Resim
  Ardılım geldi, bana benzemez. Temiz su veya toprak istemez. Aşk dememi olmazlarken ettin maskara. Vurdum kendimi halden bilmez satırlara. Seni öpenleri, görmeyeyim diyerek, yeşil başlı ördek gibi daldım sulara. Sen yalancı dolmalarla avuttun beni. Beğen denizinde beğenisiz kal e' mi? Özlemle ve iştahla sarıldığın şeye, senelerce yanlışlıkla dokundun di' mi? Madem yüreğimde artık bulunmuyorsun, elimle kaşıyamadığım kamburumsun. Mekik çekemeyeceksem senin yüzünden, zavallı göbeğimden de sen sorumlusun. Seni benden alan zalim tam sürüm alsın. Nasibimize kupkuru hatıra kalsın. Hain beyninin dünyaya dönük organeli, her aklına geldiğimde biraz ıslansın.

F La Tune - Metal Tadı (Full Album)

Resim
  0:01 Metal Tadı  3:43 Bazıları  7:25 Ardımda Akşam Güneşi  11:24 Yük  15:30 Yumak  19:29 Sürüm Sürreal  24:08 Süprüntü  27:25 Utangaç  31:18 Aşktroloji  34:39 Coin

Eflatun Solmaz - Akortsuz Ağıt

Resim
  Vur bakalım tellerine Karşılıklı konuşalım Sen ayrı tel ben ayrı tel Bir noktada buluşalım Öleyim demişsin Karanlık çukurun Orta yerinde Kötürüm kalmışsın Zaman akmasın Yeter dursun yerinde Hissetme artık Her günahı yüzünde Yaman bir rakip, dişli mi dişli Sırtın dönük gardın düşük Yalana sarıldın, kendini kandırdın Hançeri yedin, soluksuz kaldın Zaman akmasın Yeter dursun yerinde Hissetme artık Her günahı yüzünde Söz: Çağlar Simsoy

Eflatun Solmaz - Oblomov (Balkan Oriental)

Resim
  Hadım hamal, yük taşıyor. Gücü yettiğince, yükten kaçıyor. Uyuşukluk, üstüne yorgan. Evin içinde evin, nefesinle ısınan. Uykun gelse kurtulsan, yarattığın karanlıktan. Dört bir yana koştur, hiçbir yere varama. Gününü işle doldur, hiçbirini yapama. İmha ettin eskisini, doğurdun yenisini. Aynı adam, aynı, aynı. Boşa ömür tüketmiş, yıldızları yutuyorsun. Kendi eşsiz kubbeni, yıldızsız bırakıyorsun. Söz: Çağlar Simsoy

Eflatun Solmaz - Salkım Hanım'ın Daha Neleri

Resim
  İşte efendim, işimiz gücümüz bu. Yazarız çizeriz, kim ne dese yalan. Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. Senden gitmese de gelecek aşk. Seven gidecek, sevilen ne edecek? Diyelim yoluna gitti. Boğazında bi' düğüm de mi? Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. Yıkılsın meyhaneler, kırılsın kadehler. Aşk şiirinde, bar kavgası çıkaranlar, acaba kimler? İşte efendim, kalem tutarız. Tamam yazarız da kaç yazarız. Sağlığa zararlı diye sevdalanmadan yaşarız. Yaş odunu kovalar, sevenden kaçarız. Akıllı geçinir, aptalca yaşarız. Sevmeye doyamamışım. Doya doya sevememişim. Canın sağ olsun diyememişim. "Seni sevmeyen ölsün!" Yıkılsın meyhaneler, kırılsın kadehler. Dünya tersine dönsün. Yeter yeter, öleceksek ölelim. "Ama önce hesabı kitleyeni dövelim." Aşk şarkısında... "Aşk mı! Ne aşkı?" bar kavgası çıkaranlar, acaba kimler. İşte efendim, asıl mesleğim. Bir kamu kuruluşunda serseriyim.

Conan Jarenquill - Drawn to Love

Resim
  Look into my eyes, my light. When I say “love,” your name feels right. Do you sense inside my phrase Madness, rage, and longing’s blaze? Your presence leaves my tongue undone. My wrists bleed walls I cannot shun. My ink flows red, my script is raw, That’s why my pen becomes a claw. My mind takes flight, it heads to you, A summer blaze burns me right through. I still set out on roads once more, When every word has touched the floor. You, the one who knows me best, Changing each time eyes have rest Who has seen the wings I bear, Lifting from my shoulders, rare. There’s a truth I cannot tell, Each step brings that nearing spell. To meet when meeting’s not allowed, Even if you run, unbowed. My mind takes flight, it heads to you, A summer blaze burns me right through. I still set out on roads once more, When every word has touched the floor.

Eflatun Solmaz - You I Love

Resim
  The scent spreads, from nose to brain Petal by petal, nerves inflame A hunger none can outpace Addiction at the first taste Lips seek lips, fingers too on skin Corner to corner, wandering the body Sweats mingle, ribcages converge Hearts converse knee to knee Ears tuned to one frequency The rest is either obscure Or hard to endure The sickness deepens, horizons shrink away Streets, corners, all just expectation Phones, doors never give back What the eyes keep seeking Now they’ve turned to enemies Sweats mingle, ribcages converge Hearts converse, knee to knee Ears tuned to one frequency The rest is either obscure Or hard to endure A hunger none can outpace Addiction at the first taste

Uyduruklarla Savaş 9 - Şairler Öldükten Sonra Güzel Şiir Yazamıyor

Resim
Şairler Öldükten Sonra Güzel Şiir Yazamıyor Yerleşmiş tuhaf bir geleneğimiz var. Namlı şairleri doğduğu ve öldüğü günlerde anıyoruz. Şairin fotoğrafı, üstüne bir şiiri, oldu bitti. Onlarca insana gönderilen ruhsuz kandil mesajlarına benzese de sorun değil. Şairin kitabını açarsınız, beğendiğiniz bir şiirini paylaşırsınız. Küçük bir çabayla, çok gerekli olmayan bir "zorunluluğu" yerine getirirsiniz. Bunda sorun yoksa, nerede var. Sorun; internetin kılcal damarlarına kadar sızmış olan uyduruklarda. Birilerinin yazdığı sıradan tekerlemelerin, uydurukların altına bir şairin isminin yazılmasında... Sorun desem de adı sahtekarlıktır. 9 Ocak, Cemal Süreya'nın ölüm yıl dönümü. "Öyle birini sevin ki" isminde, şiir diyemeyeceğim bir "şey" gözüme ilişti. Altında Cemal Süreya'nın adı vardı. Bu utanç verici paylaşımlar, niyet iyi olsa da şairin anısına hakarettir. "Şey"in tamamı yazının altında. Bakalım: "Öyle birini sevin ki, Yüreğinin solda att...

Laleh Katharsis - Name Unuttered

Resim
  Where is my nymph I was alone, entered into my arms Where is my dream I woke up, became my nightmare Where is my fear Settled on my friend's face Where is my virtue Fled through the keyhole Your shoulders, vast Blot out all behind. Across my endless horizon Only you are there Are you the one My sole existence I wonder like a child Burning wet in your love’s heat Move over, there must be more Right and left, I leaned aside Move over, let me see what's behind A faint light, barely there Seen - I must go, I must dare Your being — I am nowhere A daydream so sweet, impossible to sate Within it a table, boundless and great A thousand flavors, too many to count I took up my fork, pierced into my hand Lest I should lose myself in empty desires The fork goes through, but it doesn't hurt No fire in my bones — only a tight chest Here lies the table you falsely set I loved you — found nothing behind I tasted you — and emptiness I find Where is my lover? On my beloved’s golden ring Wh...

Eflatun Solmaz - Yine de Özgür

Resim
  Bedeninle taşıdığın uslanmaz suçluyu Nerende saklayacaksın En güvenli yer en tehlikelisi Gittikten sonra Bakan göz, dinleyen kulak Düşünürken yayılan tatlı elektrik Yokluğumda var eden sevgili dostlar Arada bir saplanan bıçak gibi yokluk Yoklar İçimde, Dersten kaçan tembel bir çocuk Kuşlar bile aklını çeler Dışarısı güzel hep güzel İşler beklermiş kim takar Çocuksu merakım anlamaktan uzak Vazgeçişim oluyor yeniden Bir odaya kapatılmışım Şüpheleniyorum her şeyden Sonsuzluk cehennem sıkışıp kalmak, değişmemek cehennem Gittikten sonra Bakan göz, dinleyen kulak Düşünürken yayılan tatlı elektrik Yokluğumda var eden sevgili dostlar Arada bir saplanan bıçak gibi yokluk Yoklar İçimde Dersten kaçan tembel bir çocuk Kuşlar bile aklını çeler Dışarısı güzel hep güzel İşler beklermiş kim takar Söz: Çağlar Simsoy

Flute şarkısı üzerine

Resim
Nietzsche’nin Tragedyanın Doğuşu’ndaki Apolloncu–Dionizyak ayrımını, şiirin kendi kıvrımlı diliyle yeniden kurguluyor. Pan’la açılan kısım gerçekten de “ilkel enerji”nin, yani bilinç-dışının, bastırılmış libidonun, kışın çökerttiği süper-ego yüzeyini nasıl yırttığını gösteriyor. “Ass out in the air” bedenin utanç haritasını yırtıp atıyor; “let the ground get some hair” ise doğayı ikincil cinsel karakterlerle örten bir fetiş değil, doğayı kendini cinselleştiren bir organizma olarak sunuyor. Toprak, tıpkı bir ergen bedeni gibi kıllanıyor––bu, doğanın “puberte”si. Orpheus’un devreye girmesiyle kurulan form ve kontrol düzeni, modern kültürün en büyük fantazmagorisidir: Sanat her şeyi süblime eder, yani hem yüceltir hem de bastırır. Fakat şiirin yaptığı şey, bu yüceltme anının süresini kısaltmak, hatta onu bir “anlık askıya alma”ya indirgemek. “When the music stops love begins” cümlesi, sanatın büyüsünün tamamlanmasıyla değil, kesintiye uğramasıyla arzunun patladığını söylüyor. Dolayısıy...