Kayıtlar

Döngü Düngü

Mutlaka yakalanacağız Hepimiz kurbanlıklarız Her defasında dileğimiz 'başkası olsun sıradaki' Gidene ağlamayız Ağlanırsa sadece Başımıza geleceğe Daha önce vardın mı hiç Kayboluşun sularına Renk cümbüşü içinde Korkunun en derinine Geride kimse kalmamış Hiçlik var sadece Anlat deseler anlatamazsın Ama anlamışsındır Asla anlayamayacaksın

Botanik

Dinlenmiyor o eski şarkılar artık Gençtik bir zamanlar Her bulduğumuz omuzda ağlardık Hamdık o zamanlar Seviştikçe aşındık

Bırak ya

bırak gitsin neye sahipsen bırak gitsin sen, kendin gibisin sana ait olmayanı elinde tutabilmek için kendini ne kadar kandırabilirsin bırak gitsin bırak gitsin bin bir hesap bin bir kitap bin bir geceni böyle mi ziyan edeceksin bırak gitsin diyorum bırak gitsin kendin ol kendinden başka neye sahipsin

Gramer

Öznem gizli değildir Tepeme çizgi çekip Şöyle eğiğinden “Ben” diye yazma sakın Dinlemeyeceksin yine Ne dersem aksini yapacaksın Kendimden bilirim Gereklilik kipinde Ne dediysem Hep ama hep Aksini yaptım

Son Kapı

Başkasının düşüne giremezsin Kendi düşündesin Birliktelikler kesişmedir İç içe geçmek değil Ulaşamayacağı bir yer biliyorum En içteki o nurla dolu karanlık nokta

Ardımda Akşam Güneşi

Bir melek gördüm gölgemde Kendimi böyle bencilce sevdim Öyle geride kalmışım ki Geriye bir tek ben kalmışım Evcilik oynamayı becerememiş Üçüncü tekil şahıs kelamsızım Gizli öznelerde bile sadece Sadece kendime âşıkmışım Hımmmm Ne zaman kanatlanıp uçarım Denize vuran yansımasında ayın Bilmediğim kıyılara varırım

Kınalı

Boynunda, hareket ettikçe ses çıkarıyor. Toplanmışız bütün koyunlar, otlanıyoruz. Aramızda keçiler de var, yavrular da. Buranın otlarını beğenmedim, yemesen aç kalacağım. Ben de otların son bulduğu yere yöneldim. Burada koşarak, bağıra bağıra havyanlar geçiyor. Öyle hızlılar ki ne olduklarını seçemiyorum. Bizim ineklerden bile büyükler. Ata da benzemiyorlar. Yok bunların da tadı yok. Zaten çoban bağırıyor. Sopa yiye yiye öğrendim ne istediğini. Zaten o olmasa köpeği var. Bir kesesinde bu çimenliğin sonunda koşturan hayvanlardan biri, keçiye saldırdı. Keçi düştüğü yerden kalkamadı. O zaman gördüm o hayvanı. Durdu ve sustu, içinden bir çoban çıktı. Bizim çobanla bağrıştılar, bir süre konuştular. Sonra tekrar hayvanın içine girdi uzaklaştı. ... Sonra bir gün o korkunç hayvanlardan daha büyüğü geldi. Teker teker üzerine koydular bizi. Önce korktum ayak diredim. Hem sopayı yediğimden hem güç yetiremediğimden baş edemedim. ... Korkuyorum, bizimkilerden ikisinin kafasını ayırdılar, içle...