Kayıtlar

har

edepsizin zoru aklının oyunları pes dedirtiyor fark edilemeyenler kıs kıs gülüyor kimin eli bu tuttuğun kimin sonra yasak devreleri yakan yasak üzerinden istismar fark etmez diyor beni böyle görmüşler çok mu önemli şeytana uymak başka şeytan olmak başka manyakça telkinlere uyacak da değilim şüphe mikrobu bulaşmış bulaştırandan bile şüphe ederim

Öğreneceksin

Başa sarsan aynı filmi Duvardaki bir resim Arkada çalan şarkı İlk seferinde görmediğin Milyonlarca detay Tekrarı olsaydı yaşamın Unutmak olmasaydı Yine de sana bir kare Dört duvar, bir tavan Çıkılması imkânsız küre Öğreneceksin birincisinde On bininci karesinde Düzelttikçe hataları Yitireceksin elbet Doyumsuz heyecanları

The Shins - Port of Morrow

Resim
“ You're not invisible, now. You just don't exist. ” (The Rifle's Spiral) Son zamanlarda kendini baştan sonra dinletecek albüm bulamamanın sıkıntısını bilmem siz de yaşıyor musunuz? İ.Ö. (internet öncesi) zamanlarda bu sıkıntı, biraz da zorunluluktan kaynaklandığından, yaşanmıyordu. Kasetlerimizi teybe koyar, çevirir çevirir dinlerdik. Olanaksızlığımız, sadece öne çıkan şarkıların değil, diğer şarkıların da dinlenmeye değer olduğunu gösterirdi. The Shins’in Port of Morrow çalışması, bana bir albümü tekrar tekrar dinleme keyfini yaşatabilenlerden. The Shins, 1996 yılında kurulmuş Amerikalı bağımsız rock grubu. Sonuncusu 2012’de çıkan (Port Of Morrow) beş tane stüdyo albümleri var. Grupla tanışmam “It’s Only Life”ın klibiyle oldu. Şarkının sözleri de klip kadar etkileyiciydi. Tüm albümü için söyleyeceğimse, neredeyse hiç boş geçmedikleri. Tüm parçaların söz yazarı ve bestecisi, aynı zamanda grubun solisti olan James Mercer’e ait. Albümün ilk üç şarkısının, birbirinden...

Ev Sahibi

Beklemekle geçiyor zamanım Yazın sıcaklığı, kışın yalnızlığı Çalınsın diye beklemiyorum Ötekileri yok etmişim Basmak için düğmesi yok Dairemin kapı zilinin

İlham Perisi'yle Sohbet

— Yine mi küstün? Gel iki dakika, sensiz yazamıyorum… Yok, devamını getiremiyorum. Hep aynı yerde takılıp kalıyorum. — Kendinden çık. — Anlamadım. — Kendinden çık diyorum. Başka türlü yazamazsın. — Kendimden nasıl çıkacağım? İlham perim bile bana benziyor. — Benziyorum ama farklıyım. Şu haline bak! Saç sakal birbirine karışmış. Giyimin dökülüyor. — Ne yapayım, sen gelesin diye smokin mi giyeyim? — Mesele ben değilim kardeşim. Biraz düzenli ol, tertipli ol. — Ya ben seni ilham ver diye çağırdım, akıl ver diye değil. — Verdiğimle yetineceksin. Benimle birkaç kelime konuşmak için yıllardır yalvaran bir sürü insan var. Git dersen giderim, hiç dert değil. — Tamam tamam. Kendimden çıkıyorum, sonra? — Sonra gözlerini kapat. — Kapattım. — Gözünün önüne gelen ilk görüntüyü söyle. — … — Eee? — Görüntü gelmiyor. Alıcıda sorun olmasın? — Ya sen adam olmazsın. Senin başına zebani dikmeli. — Of ya! Yazma isteğim büsbütün kaçtı. — Tamam canım, sen dinlen orada. B...

Promil

İçelim, kanserden beter yayılsın keder Kendimize geleceğimiz yok, içelim daha beter Zat-ı şahaneleri bir tek kendisine acımakta Beyni sulandıkça sağa sola saldırmakta Dil kemikten mahrum fakat nedir bu halin Zor dönmekte ağzının içinde söylediklerin

İnsanlık Ölçüleri

Resim
Konuk Yazar: Tevfik Sayın Sevgiyle başlayıp, sevgimizin ölçülmesinden bahsetmek yerinde olur mu acaba? Bırakalım kendimizi sonsuz, sınırsızın bizde bizi seyrine ve bakalım nerelere gittiğimize... Kendimize önce bir nirengi noktası alalım ki, yolculuğumuzda bilmediğimiz yerlere ulaşırsak geri dönmek kolay olsun. Dünya üstündeki çoğu sistemin din olgusu üzerine kurulu olması tabelasından başlayalım yolumuza. Dinler insanlık tarihinin başından beri insanları her alanda bir düzene oturtmaya çalışmışlardır. Hz. Âdem, selam üzerine olsun, insansılara din ile hitap etmiş ve insansılıktan insana geçiş yolunda Tanrı buyruklarını yaymıştır. Ardındaki bütün seçilmişlerde bu buyrukların her aşamada gelişmiş hallerini, insanların gelişmesiyle beraber, onlara hitap edecek din yönlendirmeleriyle düzeltmeye çalışıp, hem bireysel safta hem de toplumsal safta geliştirmeye, insan olmaya, Tanrı’nın kulları olmaya çağırmışlardır. Onlar bile bunu yaparken kendilerine ölçü lü olmaları, hiç kimsenin ü...