Kayıtlar

F La Tune - Dile Benden Ne Dilersen

Resim
Dile benden ne dilersen ey gözleri benden öte uzaklara dikili sesimi duymayan sevgili Emanet aldığım sözlerle şiir yaptım sana Taksana boynuna, yakana, saçına Günahımı işledim İlk defa dedim: istiyorum, istiyorum, istiyorum Dilersen… ki dilemezsin Eğer dilersen… ama dilemezsin Dile benden ne dilersen Sıfırı tüketmiş benden Sana utancımdan vereyim Beş para etmez dizelerimden İste yanlışlığımı sana biriken özlemlerimi Dilersen… ki dilemezsin Eğer dilersen… ama dilemezsin Müzik: F La Tune Animated by Çağlar Simsoy       Dile Benden Ne Dilersen (General Edit)  

Çağlar Simsoy - Kararsız Evren

Resim
Söz: Çağlar Simsoy Söz: Çağlar Simsoy Müzik: Eflatun Solmaz Animated by: Çağlar Simsoy Sabahlardan korkar oldum sağı solu belli değil evrenin Sapını bulup tutabilseydim elma şekeri gibi sürüklerdim Ah benim dertli başım ne kararsız evrene düşmüşüm Astral seyahat dönüşü cüzdanımı düşürmüşüm Sürü sürü geldiler çullandılar üstüme Atomu anladık da altındaki parçacıklar ne Merkür retrosu, Venüs metrosu, Plüton fiskosu Kuzey Ay düğümü, Jüpiter-Uranüs buluşması Yıldızlar deviniyor burç burç, aşk hayatın için Koskoca evrenin işi yok seni dert edecek Ulan sen deli misin İster başına al, ister kıçına sok aklını Bana satmaya kalkmadan her halta inanabilirsin Büyük sırrı bulmuş kitap yapmış milyonlar satmış Keriz parası sevap, çuval çuval kazanmış Evrenin otomatını bulup şifre girerek para çekileceğini mi sanmış Kuyruksuz maymuna bak sen evrenin ona torpil geçeceğine kanmış Yat kalk dua et diyorlar ya böcek olarak uyansaydın Ahmaklar bilmiyorlar Samsa benim göbek adım Yarım akl...

Franz Kazka

Resim
 "Suçlular, samalar." Franz Kazka "Bir cesedi ayakta tutmak zor olmalı Ne zaman gömdürecek kendini yeterince kokmadı mı" . .

Gulyabani Nereden Gelir

Resim
Gulyabani, bir asır önce çocukları korkutmak için anılan bir isimdi. Çoğumuz 1976 yılında yapılan, evsanevi kadrolu Ertem Eğilmez filmi Süt Kardeşler’le tanıdık onu. Süt Kardeşler, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani isimli romanından uyarlanmıştı.   “Gulyabani” bileşik sözcük. Kökünü Semitik dillerde buluyoruz, غَالَ (ġāla) fiili “aniden yakalamak, ele geçirmek” anlamında kullanılıyor. Farsçadan aldığımız, kullanmakta olduğumuz “gaile”, "aniden gelen bela" da aynı kökten geliyor. غول “ ġūl”, "aniden saldıran" anlamıyla birlikte zamanla demon (şeytan) anlamını da kazanıyor. Fransızca'ya "goule" ve buradan da İngilizce'ye "ghoul" şeklinde giriyor. Korku ve gotik edebiyatta evrimleşerek bugünkü çeşitliliğine ulaşıyor. Farsça “yābān” sözcüğü, Farsça verimsiz anlamına gelen یاب “ yāb” sözcüğünden türetilmiş. Çöl, bozkır, verimsiz alan karşılıklarını buluyor. Buradan “yabani”, “yabancı” sözcüklerine ulaşabiliyoruz. “Gulyabani” söz...

Adam Döven Şairler

Nurullah Ataç'ın kızı anla­tıyor. "Yıllar önce biz İzmir Caddesi’nde otururken buna benzer bir olay olmuş. Melih Cevdet'le Oktay Rifat, ba­bamın yolunu kesip tekme atmışlardı. Babam, akşam üze­ri eve gelirken tam sokağın köşesinde şimdiki Anadolu Kulübü'nün önünde Melih Cevdet'le Oktay Rifat, baba­mın önüne geçip ‘sen nasıl bizim şiirlerimizi beğenme­diğini söylersin?' diye babama vurmuşlar. Babamın aldığı helvalar elinden fırlayıp paltosuna yapışmış, şapkası ba­şından düşüp toz içinde kalmış, pantolonunun paçaların­da da iki gencin tekmelerinin izi vardı. Babam nefes ne­fese içeri girince halini görüp düştüğünü sanmıştık" Düşmüyor, dövülüyor; Oktay Rifat ile Melih Cevdet, Ataç'ı kiraladıklarını düşünmüş, olmalılar. Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler 4