Kayıtlar

Eflatun Solmaz - You I Love

Resim
  The scent spreads, from nose to brain Petal by petal, nerves inflame A hunger none can outpace Addiction at the first taste Lips seek lips, fingers too on skin Corner to corner, wandering the body Sweats mingle, ribcages converge Hearts converse knee to knee Ears tuned to one frequency The rest is either obscure Or hard to endure The sickness deepens, horizons shrink away Streets, corners, all just expectation Phones, doors never give back What the eyes keep seeking Now they’ve turned to enemies Sweats mingle, ribcages converge Hearts converse, knee to knee Ears tuned to one frequency The rest is either obscure Or hard to endure A hunger none can outpace Addiction at the first taste

Uyduruklarla Savaş 9 - Şairler Öldükten Sonra Güzel Şiir Yazamıyor

Resim
Şairler Öldükten Sonra Güzel Şiir Yazamıyor Yerleşmiş tuhaf bir geleneğimiz var. Namlı şairleri doğduğu ve öldüğü günlerde anıyoruz. Şairin fotoğrafı, üstüne bir şiiri, oldu bitti. Onlarca insana gönderilen ruhsuz kandil mesajlarına benzese de sorun değil. Şairin kitabını açarsınız, beğendiğiniz bir şiirini paylaşırsınız. Küçük bir çabayla, çok gerekli olmayan bir "zorunluluğu" yerine getirirsiniz. Bunda sorun yoksa, nerede var. Sorun; internetin kılcal damarlarına kadar sızmış olan uyduruklarda. Birilerinin yazdığı sıradan tekerlemelerin, uydurukların altına bir şairin isminin yazılmasında... Sorun desem de adı sahtekarlıktır. 9 Ocak, Cemal Süreya'nın ölüm yıl dönümü. "Öyle birini sevin ki" isminde, şiir diyemeyeceğim bir "şey" gözüme ilişti. Altında Cemal Süreya'nın adı vardı. Bu utanç verici paylaşımlar, niyet iyi olsa da şairin anısına hakarettir. "Şey"in tamamı yazının altında. Bakalım: "Öyle birini sevin ki, Yüreğinin solda att...

Laleh Katharsis - Name Unuttered

Resim
  Where is my nymph I was alone, entered into my arms Where is my dream I woke up, became my nightmare Where is my fear Settled on my friend's face Where is my virtue Fled through the keyhole Your shoulders, vast Blot out all behind. Across my endless horizon Only you are there Are you the one My sole existence I wonder like a child Burning wet in your love’s heat Move over, there must be more Right and left, I leaned aside Move over, let me see what's behind A faint light, barely there Seen - I must go, I must dare Your being — I am nowhere A daydream so sweet, impossible to sate Within it a table, boundless and great A thousand flavors, too many to count I took up my fork, pierced into my hand Lest I should lose myself in empty desires The fork goes through, but it doesn't hurt No fire in my bones — only a tight chest Here lies the table you falsely set I loved you — found nothing behind I tasted you — and emptiness I find Where is my lover? On my beloved’s golden ring Wh...

Eflatun Solmaz - Yine de Özgür

Resim
  Bedeninle taşıdığın uslanmaz suçluyu Nerende saklayacaksın En güvenli yer en tehlikelisi Gittikten sonra Bakan göz, dinleyen kulak Düşünürken yayılan tatlı elektrik Yokluğumda var eden sevgili dostlar Arada bir saplanan bıçak gibi yokluk Yoklar İçimde, Dersten kaçan tembel bir çocuk Kuşlar bile aklını çeler Dışarısı güzel hep güzel İşler beklermiş kim takar Çocuksu merakım anlamaktan uzak Vazgeçişim oluyor yeniden Bir odaya kapatılmışım Şüpheleniyorum her şeyden Sonsuzluk cehennem sıkışıp kalmak, değişmemek cehennem Gittikten sonra Bakan göz, dinleyen kulak Düşünürken yayılan tatlı elektrik Yokluğumda var eden sevgili dostlar Arada bir saplanan bıçak gibi yokluk Yoklar İçimde Dersten kaçan tembel bir çocuk Kuşlar bile aklını çeler Dışarısı güzel hep güzel İşler beklermiş kim takar Söz: Çağlar Simsoy

Flute şarkısı üzerine

Resim
Nietzsche’nin Tragedyanın Doğuşu’ndaki Apolloncu–Dionizyak ayrımını, şiirin kendi kıvrımlı diliyle yeniden kurguluyor. Pan’la açılan kısım gerçekten de “ilkel enerji”nin, yani bilinç-dışının, bastırılmış libidonun, kışın çökerttiği süper-ego yüzeyini nasıl yırttığını gösteriyor. “Ass out in the air” bedenin utanç haritasını yırtıp atıyor; “let the ground get some hair” ise doğayı ikincil cinsel karakterlerle örten bir fetiş değil, doğayı kendini cinselleştiren bir organizma olarak sunuyor. Toprak, tıpkı bir ergen bedeni gibi kıllanıyor––bu, doğanın “puberte”si. Orpheus’un devreye girmesiyle kurulan form ve kontrol düzeni, modern kültürün en büyük fantazmagorisidir: Sanat her şeyi süblime eder, yani hem yüceltir hem de bastırır. Fakat şiirin yaptığı şey, bu yüceltme anının süresini kısaltmak, hatta onu bir “anlık askıya alma”ya indirgemek. “When the music stops love begins” cümlesi, sanatın büyüsünün tamamlanmasıyla değil, kesintiye uğramasıyla arzunun patladığını söylüyor. Dolayısıy...

Eflatun Solmaz - Chickpea

Resim
They're all gone... left me with the thoughts I spawn. No one dared to thread the line from that moment into mine. Our book’s been penned, the page is turned. Where can you run when the bridges are burned huh? What’s left of us is history let it be told in poetry. Was it fate, that heat and flame would roast your seed and change your name— to chickpea now. No root, no tree just cracked and dry, a memory. You felt the pain beneath your skin. But not yet where the bones begin. It’s coming still, the break, the snap go on and run, you’ll hit the trap. Rolling, falling, frying pan you meet a comrade, lift your hand. But hear instead: "go love another, find some peace, forget this brother." No matter how we screamed and shook we broke apart, tectonic crook. How many chances how many ends one from the east, one Rome defends. Once more we walked through shattered land got covered in dust, hand in hand. Remember hearts beat side by side thump-thump-thump, thump-thump. No place to...

Eflatun Solmaz - Bohem

Resim
  yanlış anlıyorum diye bağıran salak bir bakış deler içimi hangi işe el atsam çıraklıktan ustalığa bir yalnızlık ki açlık sınırında yazmak için aklındakini çok çırpınma okunsa da olur unutulsa da hiç açılmamış yapraklarda solsa da en iyi yaptığım iş satılık değil alıcı çıkar kiloya sayar olsun olsun iki ekmek parası neden şair olayım neden yazar dilensem ya sapasağlam adam hangi işe el atsam çıraklıktan ustalığa bir yalnızlık ki açlık sınırında yazmak için aklındakini çok çırpınma okunsa da olur unutulsa da hiç açılmamış yapraklarda solsa da