Kayıtlar

Kasım, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Medyasal Ağ

Sosyal ağlardaki ana başlık (top trend) virüslerine bile dayanabilen medya oluştu. Artık kendisine medya diyenleri kimse umursamıyor, tirajları yerlerde sürünüyor. Sosyal medyanın belleği, kurumsal medyanınkinden çok üstün. Bir tür sinirsel hastalıkla boğuşan kurumsal medya, toplumun yalnızca bilgisayar ve akıllı telefon kullanamayan kesiminde ilgi görebiliyor. Kurumsal medya ani, anlaşılmaz çabuklukla unutabiliyor. Oysa sosyal medyanın belleğinde tüm geçmiş olduğu gibi duruyor. Tüm izler silinse bile anımsayan biri çıkıveriyor, başkalarına anımsatıyor. Bellek, ayrım yapmadan çalışıyor. Geçmişin izleriyle boğuşup durmamak için, izlerin özenle bırakılması gerekiyor. Boş poşet gibi rüzgarda savrulup durmuşsanız işiniz zor, bellek çalışır ve geçmiş hayalet gibi karşınıza çıkar. Kuşkusuz sosyal medya da dikensiz gül bahçesi değil. Virüsleri saydım, onun dışında gürültü yapan haşereler var. Bunlar konuyu saptırıp başka mecraya çekmek derdindeler. Virüscükler gibi bunlar da enerji harc...

13

O aklınızla oynadı bilmeden zorlanmadan

Alice Cooper - Poison (çeviri)

Resim
Zehir Oyunun acımasız Kanın adeta buz Tek bakış öldürebilir Heyecanın acım Seni sevmek istiyorum ama dokunmasam daha iyi (dokunma) Seni sarmak istiyorum ama güdülerim diyor dur Seni öpmek istiyorum ama daha fazlasını da isterim (fazlasını) Seni tatmak isterim ama dudakların zehir Sen zehirsin dörtnala damarlarımda Sen zehirsin kırmak istemediğim zincir Sımsıcak ağzın Yakalandığım ağın Islak derin Terde kara dantel Çağırını duyuyorum ve iğneler ve raptiyeler (ve raptiye) İncitmek istiyorum seni adımı haykır diye Dokunmak istemiyorum sana ama tenimin altındasın (ta derinde) Seni tatmak isterim ama dudakların hain zehir Sen zehirsin dörtnala damarlarımda Sen zehirsin kırmak istemediğim zincir Çeviri : Çağlar Simsoy

Fikret Abalı - İki Dere Bir Ara

Resim
Şiirler pdf - epub

soru ç

bir cinayet işleniyor herkes dedektif kesiliyor katil suçlu arıyor ölü neden susuyor

Yazın 0006

"Başçavuş bir şey söylemeden kollarını açtı, omuzlarını silkti. Dudaklarını sıkıp gözlerini kapadı. Yüzü kör, sağır, terbiyeli, kurnaz bir anlatım aldı. Bu, uzun süre o kokmuş eski bürolarda çalışanların edindikleri bir anlatımdı. Bu yerlerde sıkı dillilik, duygusuzluk, itaat, alçaklık biçimini almıştı." Ivo Andriç, Drina Köprüsü