Kayıtlar

Dürüstçe

Yüzüne bakıp, 'seni seviyorum' dedim. Duymadı. İçimden söyledim. O yüzden mi?

Temmuzun Konuşma Çizgisi

— Anlamak başka, olmak başkadır. — Nasıl yani? — Olduğunda, anlarsın. * * * — Neden çöp kutusunu sağ alt köşeye koydun? — Çöp kokuyor diye, diğerlerinden uzaklaştırdım. * * * — O heykeli yaptıktan sonra korkmaya başladım. Sebebini bilmiyorum, beni rahatsız eden bir yanı var. — Acaba Tanrı da böyle mi hissediyordur? — Bilmiyorum, tanıdığım hiç tanrı yok. Bildiğim; eserini tamamladıktan sonra senden kurtuluyor. Kendi başına var olmaya başlıyor. Sana ihtiyacı kalmıyor. * * * — O halde en cesur yaratıcı bizimki olmalı. En korkuncunu bile yaratmaktan, yaşatmaktan çekinmiyor. — Senin için en korkuncu, onun için değil. — Galiba öyle. Bana korkunç gelenleri yazmaya zorlanıyorum. Acı verecekmişim gibi geliyor. Yarattıklarımı sonsuz acıya layık görmüyorum. Her okunduğunda yeniden yaşanan bir acıya. — Bu abartı değil mi sence? Sonuçta yaptığın, harfleri dizmek, kelimeleri yan yana getirmek. * * * — Sen koyun musun? — Sen, olayın içine eden misin? Bütün mevzuu berbat ettin...

Nasihat

Televizyonda gördüğün Her şeye özenme yavrum Katili gördün, katil oldun Azrail kesildin başımıza Yakından seyretme Gözlerin bozulur Ufka bakmalısın

Aşka Teğet

Seslendiğini duydum Geldim başka âlemden Geziyoruz İstanbul’u Eski model arabayla Teypte Ahmet Kaya Can Yücel’den söylüyor “ Sen miydin o Yalnızlığım mıydı yoksa? ” "Şimdi ne yapıyoruz" sorusu. Bilmiyorum, gidelim diyorum yol nereye götürürse. “ ne kadar rezil olursak o kadar iyi ” Kimsede yaprak kıpırdamıyor. Hatırımda o gece En pahalı temas Bir gecelik aşk Eski tanışla Sonradan aklıma geldi Fakir bir muhabbetti Çok düşük bütçeli

Kaçarış

Sabahlar yeniler Yeniden kaçabilelim diye Gidebileceğimiz yola durmuş Telaşsız bakıyor zaman Biraz da mütebessim Hem gülüyor halimize Hem de acıyor Hiç acelesi yok Nasılsa yetişecek, biliyor

Haziranın Konuşma Çizgisi

— Küs müyüz? — Hayır. Arkadaş olamayacağımızı anlamış durumdayız. * * * — Bilmemne bilmemne semptomlarının bilmemnereye bilmemnemesinden… (Bir sürü teknik terim…) değil mi? — Hayır hanımefendi, bildiğiniz deli. * * * — Ben bu müziği dinlemek yerine küçücük bir ekmek parçası olmayı çok isterdim. (Çağrı II.) * * * — Bunu nasıl yaparsın! — Kimse mükemmel değildir. — Anasını satayım, herkeste de aynı kusur mu olur? * * * — Sırtımın şu üst kısımları ağrıyor. — Bu içtiğindendir. — Bu kadar çabuk mu? — Ne kadar çabuk mu? * * * — Çıkar dilinin altındakini. — Yok, çekinmem, olsa... Bilirsin zaten. — Benim bildiğim nedir? Yok değil mi esirgediğin birkaç söz. — Bilmiyorum. — Bilseydin bilirdim. * * * — Nerelere gittin yine Deli Gonca? — Kim bilir. Dalmışım öyle. — Haylice dalmışsın, sünger çıkar artık — E, bizi de o derinlerden çokça çıkardılar.

Perde

Bıraktınız mı yine ona kaçarım Koynundan kazırsınız bırakmam Kendimden sıkıldığımda Başkalarını anlatmalı Başkaları bende saklı Anlattıkça perdeye Görüntüler belirecek Kendini zeki sananlar Arkasını merak edecek